FETİHTEN SONRAKİ İSTANBUL

Çocuk yaşlarından başlayarak, fevkalâde bir tâlim ve terbiye sistemi ile her sahada iyi yetişmiş olan Fâtih Sultan Mehmed Han, "şehircilik" mevzuunda da derin bir bilgi ve kültür birikimine sahipti. Fethettiği İstanbul şehrinin îman için ilk ve âcil tedbirler olarak şunları yaptı:

1. Şehirde boş olan yerlere Anadolu'dan ve Rumeli'den gelen insanlar yerleştirildi.
2. ilim, bilgi, sanat ve tecrübe sâhibi olanlar, şehre getirtildi.
3. Ayasofya Külliyesi (Medresesi) kuruldu.
4. Zeyrek Külliyesi (Medresesi) kuruldu.
5. Medreselere, Molla Hüsrev, Molla Zeyrek, Ali Kuşçu gibi âlimler tayin edildi.
6. Fâtih Külliyesi 120 bin metrekare üzerine kuruldu. Ortasında "Yeni Câmi" adıyla bir cami inşâ edilmiştir. Bu cami bir İstanbul zelzelesinde yıklınca daha sonra 3. Mustafa tarafından "Fâtih Camii" ismi ile yeniden yaptırılmıştır ki, bugünkü "Fâtih Camii" budur. Bu külliyede okul, dârüşşifa, kütüphane, dersaneier, konferans salonu, revir, sanatoryum, müderris odaları ve daha pek çok ilmî ve ictimâî (sosyal) üniteler bulunuyordu.
Fâtih devrinde istanbul'da 380 cami yapılmıştır.
Başta Topkapı Sarayı olmak üzere, birçok semtte kütüphaneler vücuda getirilmiş, çağın el yazması eserleri, paha biçilmez kıymetler olarak, bu kütüphanelerden ışık saçmışlardır. Avrupa'nın Orta Çağ yobazlığı, bu ilmî gelişmelerle Yeni Çağ'ın aydınlığına kavuşmuştur.
Osmanlı Sarayı, yazılı ve sözlü olarak yapılan ilmî müzâkerelerin mekânı idi. Yüklü devlet işlerinin arasında boş vakitlerini ilmî ve edebî eserleri tetkikle veya bu eserler üzerinde tertip edilmiş münazaraları takiple geçiren ve bizzat "okuyan" bir padişah, bu derin kültür tekâmülünde müessir ve kılavuz olmuştur.

İlme, kültüre, bilgiye, sanata âşık ve bizzât bu vasıflarla süslü bir pâdişah olan Fâtih Sultan Mehmed Han, şehirdeki kiliselerden sekizini camiye çevirmiştir. Alimlere misli ve örneği görülmemiş bir saygı ve sevgi ile imkânlar açmış, hemen ilmî çalışmalara başlamalarını emretmiştir. Zaman zaman bizzat pâdişâhın da, iştirak ederek takip ettiği dersler, devrin en ileri kültürünü vermekte idi. Bu sıralarda Batı âlemi skolastisizmin yani, inanç ve bilgiyi kilise doktrini ve Aristo'nun görüşleriyle uyuşturma esasına dayanan "Ortaçağ felsefesinin cehâlet ve fanatizmi ile çok iptidaî bir vaziyette idi. Osmanlı medreselerinde, edebiyat, kelâm, coğrafya, riyaziye, heyet ilmi (astronomi-astrofizik) tarih, askerî ilimler, nazarî ve tatbiki tip ilimleri, tasavvuf, hat sanatı, mimarî şiir ve resim o devrin ileri medeniyet çizgilerini aksettiren temel kültür dalları idi.

Fazilet Takvimi